Facebook sayfasından kafeye: Heybe KafeTümü

Eyüp Sultan Camisinin 100 metre uzağında, son derece samimi bir atmosferde konuklarını ağırlayan, çay ve kahve kokusuyla insanı içine çeken bir mekan: Heybe Kafe.

Heybe Kafe, Kafe, Heybe

Haber: Sümeyye Ezer Öztel

Fotoğraf: Anıl Okan Zengin

Özellikle büyük şehirlerde yaşayanların özlemi; şehrin karmaşasından bir an olsun uzaklaşmak...

Memleketlerine gidebilenler bu özlemlerini bir nebze olsun giderebiliyor fakat ya gidemeyenler?

Son dönemlerde özellikle sakin, samimi, gelenlerin rahatça çayını yudumlayıp, ailesi, arkadaşları ya da dostlarıyla tatlı sohbetler edebileceği veya kitap, dergi okuyabileceği mekanlar gözde…

Eyüpsultan Postası olarak sizleri tam da böyle bir mekan ile tanıştıracağız…

Eyüp Sultan Camii’nin 100 metre uzağında, ara bir sokakta, son derece samimi, sıcak bir atmosferde konuklarını ağırlayan, mis gibi çay ve kahve kokusuyla insanı içine çeken bir mekan: Heybe Kafe.

Heybe Kafe’nin açılış hikayesini, mekanın işletmecilerinden Ali Çoban ile konuştuk.

Heybe Kafe’nin işletmesini iki yakın arkadaş olan Mithat Cevher ve Ali Çoban yapıyor.

Bir yıl Taksimde, iki yıl Balat’ta ve son olarak 6 yıldır Eyüpsultan’da hizmet veren Heybe Kafe’nin açılış hikayesi oldukça ilginç…

FACEBOOK SAYFASINDAN KAFE AÇMAYA GİDEN YOL

Amasya’dan çocukluk arkadaşı olan ve aynı mahallede büyüyen Mithat Cevher ve Ali Çoban, 2008 yılında facebook’ta Heybe adlı bir sayfa oluşturuyorlar. Müzik ve ilginç yazıları paylaştıkları bu sayfa kısa bir sürede ilgi odağı oluyor ve üye sayısı her geçen gün artıyor.

Ali Çoban, facebook sayfasıyla başlayan kuruluş hikayesini şöyle anlatıyor:

"2008'de Facebook’ta Heybe sayfasını kurduk. Üyelerin çoğu İstanbul'daydı. Ben o zaman Muğla'da üniversitede okuyordum, ortağım Mithat da Amasya'da kendi işiyle uğraşıyordu. Biz sayfayı kurduktan sonra üyelerden talepler gelmeye başladı. Bu muhabbeti sanalda değil de artık yüz yüze yapalım, oturup konuşalım şeklinde. Facebook sayfasından başlayan muhabbet kafe açmaya götürdü bizi.

Ben İstanbul'u hiç bilmiyordum, hayatım boyunca hiç gelmemiştim. Muğla'daydım ve İstanbul'a gelince nereye gidilir diye araştırma yaptım internette. İnsanların gerek alışveriş, gerek gezmek için bir şekilde uğradığı yer olan Taksim'i seçtim. Taksim'de bir yıl kadar açık kaldık. Daha sonrasında Balat'a geçtik. Fakat biz Balat'a geçtiğimizde böyle değildi. Şu an bir sürü kafe var, biz orada tektik. Belirli bir kitlemiz vardı"

“MUHABBET ETMEK İÇİN KAFEYE GİDECEKTİK, MUHABBET EDİLECEK KAFEYİ AÇTIK”

“Muhabbet etmek için kafeye gidecektik, biz muhabbet edilecek kafeyi açtık” diyen Ali Çoban, “Peki buraya gelen müşterileri, Heybe Kafe’de ne bekliyor?” sorumuza ise şöyle yanıt veriyor:

"Buraya gelen müşterileri burada samimiyet bekliyor. Menüde eksiklikler olabilir, o gün yemek çıkamayabilir. Biz bu konuda iddialıyız demiyoruz ama bunun geri dönüşlerini de takip etmiyor değiliz. Mesela çayı yarım bırakıp kalkan biri olursa gider sorarım ‘Neden’ diye. Fakat burada samimiyet eksik olmaz. İnsanlar buraya geldiklerinde müzik dinleyip huzur bulmak istiyorlar, meydanın kargaşasından biraz olsun uzaklaşmak istiyorlar. Dolayısıyla burada rahatsız edilmesine izin vermiyoruz insanların. Biz burada muhabbete insan arıyoruz"

Ali Çoban, raflardaki kitaplarıyla dikkat çeken Heybe Kafe’nin, ‘Son zamanlarda sayıları artan “Kitap Kafe” konseptiyle mi tasarlandığı’ sorusunu ise şöyle cevaplıyor:

"Bizim Heybe Kafe olarak amacımız insanlara burada kitap okutmak falan değil. Arkadaşını beklerken, çayını içerken bir kaç sayfa kitap okursa insanlar mutlu oluruz ama burası bir kitap kafe diyemeyiz. Bazısı geliyor, yanında kız arkadaşına hava atmak için kitap alıyor, iki üç gün sonra getiriyor. Biz buna da seviniyoruz. Üç sayfa bile okusa kârdır diye düşünüyoruz. Çünkü yeni jenerasyon biraz garip. Okumuyor ve çok az şey biliyor.

Kitap, öyle kafede okunacak bir nesne değil bana göre. Birisini beklerken telefonla vakit geçirmek yerine kitap okuyabilirsin mesela, bu ayrı mesele. Mesela bir müşterimiz var, İngiltere'den yılda iki kere geliyor. Her geldiğinde aynı kitabı (Safahat) alıyor ve kaldığı yerden devam ediyor"

Heybe Kafe, gelenlere huzur ve mutluluk dağıtan müzikleriyle de büyük beğeni topluyor. Ali Çoban bu konuda ise şunları söylüyor:

"Mithat abiyle müzik zevkimiz çok yakın. Çocukluğumuzun şarkıları, mahallemizde söylenen şarkılar, ilk öğrendiğimiz şarkılar, dinlemekten zevk aldığımız tüm şarkıları listeye koyuyoruz. Listemizde ilahi de var, türkü de var, etnik müzik de var, Türk Sanat Müziği de var. Bora Uymaz'dan tutun Leonard Cohen'e, Mark Eliyahu'dan Mikis Theodorakis'e birçok ses var listede. Biz bu şarkıları kafe için özellikle seçmiş değiliz, zaten Heybe'nin facebook sayfasında paylaşıyorduk önceden.

“FRANSIZ ŞARKICI ZAZ’I TÜRKİYE’YE BİZ TANITTIK”

Hatta bununla ilgili size bir anekdot anlatayım… Zaz diye Fransız sokak şarkıcısı vardı. Yıl 2010, Türkiye'ye o kızı biz tanıttık diyebilirim. Kız Fransa'da ünlü değil hâlâ, Türkiye'de ünlü. 2011'de bir kafeye gittim ve Zaz çalıyordu, şaşırdım.

Kafedeki çocukla muhabbet etmeye başladım, ‘Abi facebook sayfası var Heybe diye, çok güzel şarkılar var’ dedi. ‘A, öyle mi, takip edeyim’ falan dedim. Sayfa sahibi olduğumu söylemedim"

“HEYBE KAFE’DE AMERİKAN MALI YOK”

Ali Çoban, Heybe Kafe menüsünü anlatırken ilginç detaylara da vurgu yapıyor. “Heybe Kafe’de Amerikan malı bulamazsınız” diyen Çoban, şöyle devam ediyor:

"Kafemizde asla Amerikan malı yoktur. Kola vb. ürünler satmıyoruz. Asitli içecek isteyen müşterilerimiz için Türk malı gazozumuz ve sodamız var. Hiçbir şekilde Amerikan malı kullanmıyoruz. Öte yandan menümüzde mantımız, köftemiz var, tost çeşitlerimiz vs var"

Adres: İslambey Mahallesi, Tülbentçi Muhittin Sok. No:13 Eyüpsultan/İstanbul

Telefon: (0212) 532 61 05